ENGELLİLERİN VE AİLELERİNİN EĞİTİMİ VE REHABİLİTASYON
Ülkemizde, engelli bireyleri anlama
tanıma ve tanımlamaya yönelik çalışmaların başlanmasıyla insanca yaşama hakları
ve alanları açılmaya başlamasına rağmen kendi yapı ve özelliklerine uygun bir
gelişim ve yaşama ortamı bulmakta zorlanmakta,görmezden gelinerek,yok sayılarak
yaşam alanlarını daraltılmaktadırlar. Onlar için yaratıcı bir biçimde düşünüp,
çalıştıkça engeller aşılıp yavaşta olsa hedeflere yaklaşılabiliyor.
Özürlülük, çevre ve insan arasında etkileşim sonucunda ortaya çıkan fiziksel,
zihinsel, duyusal, iletişimsel, psikolojik ya da gelişimsel farklılık ya da
kronik hastalıktır.
Engelli çocuklarda farklı bir gelişim,özel bir algı, düşünme ve duygu dünyası
var. Hangi çocuğun gelişim alanının nasıl destekleneceği, hangi davranış
probleminin nasıl bir yöntemle ve ne tür bir programla karşılanacağını tam
olarak hiçbir kaynakta bulunmamakta sorunları ekip işbirliği ile çözebilirsiniz.
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon:
Bu anlamda eğitim ve rehabilitasyon birbirinden ayrı düşünmemek gerekmektedir.
Özel Eğitim: Özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim gereksinimlerini
karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim
programı ve yöntemleri ile engelli bireylerin özür ve özelliklerine uygun
ortamlarda sürdürülen eğitimdir.
Hedefi birilerini bir şeylere yönlendirmektir.
Gelişimsel rehabilitasyon: Erken çocukluk döneminin yüksek uyum kapasitesinden
yararlanarak , doğuştan gelen veya erken yaşta edinilmiş bozuklukları olan
çocuklara yönelik terapi aracılığı ile özürlülüğün olabildiğince azaltılmasını
amaçlamaktadır.
Engelli birey ve meslek elemanının varoluş potansiyelini uyarıp harekete
geçirmek, normal insanların engellilerle nasıl birlikte olabileceklerini
anlamaları ve çalışmalarına yansıtmalarını da kapsamaktadır.
Dolayısıyla eğitim ve rehabilitasyon çalışmaları ayrık değil, iç içe bir desen
oluşturmalıdır. Kısaca rehabilitasyonda değişim ve gelişim karşılıklıdır.
Biraz engellinin biraz toplumun değişmesi söz konusudur.
I- ÇOCUKLARIN YAŞAM NİTELİĞİNİ ARTTIRMAYA YÖNELİK PROGRAMLAR:
Ülkemizde çocuk ölüm oranı yüksek olduğu bilinmektedir. Sağlık sistemleri
çocukları yaşatmaya yönelik olarak programlar geliştirmiş, yaşatılan çocukların
bir bütün olarak yaşam niteliğini arttırmaya yönelik izlenmesini amaçlayan
programlara ağırlık verilmemiştir.
1-Çocukların gelişiminin izlenmesi desteklenmesi ve rehabilitasyonu:
Gelişimi izlemek değerlendirmek yaşama,gelişim haklarını kullanmaları açısından
mutlaka olumlu sonuç vermektedir. Bu amaca yönelik programlar şu nedenle önem
taşımaktadır.
1. Risk faktörlerine karşın (yoksulluk, beslenme, erken doğum) yaşatılabilen
çocukların yaşam niteliği geliştirilmediği durumlarda erişkin yaşa ulaştığında
engelli olmaktadır. Yetişkin özürlü sayısının azaltılmasına katkı vermektedir.
2. Gelişimsel sorunlar açısından risk taşıyan çocuklar için erken tanı, erken
destek, erken teşvik olanakları kullanıldığında, gelişimsel riskler azalmakta,
gelişimsel sorun ve engelliliğin gerek sayısında gerekse ağırlık derecesinde
düşüş sağlanmaktadır . Yaşam kalitesini arttırmaktadır.
3. Çocukların gelişimini izlemeye ve desteklemeye yönelik programlar, bebek ve
çocuk yaşatmaya yönelik programları önemli ölçüde güçlendirmekte ve dolayısıyla
bebek ölümlerini düşürmeye de yardımcı olmaktadır. Hayatta kalmalarına katkı
vermektedir.
a-Gelişimin izlenmesi:
Günümüzde gelişimin izlenmesi ve desteklenmesine yönelik programları “gelişimin
çok eksenli kuramına” dayanarak yapılması gerekmektedir.
Bu kurama göre; çocuğun gelişimini değerlendirme, izleme ve desteklemede bütünün
kavranması, gelişim ile ilgili programların bütüne ulaşacak sistemler ile
donatılması, yakın çevresi (aile bireyleri, temel bakım veren birey) daha uzak
çevresi (toplum ) ile ilişkilendirilmesi zorunludur.
b- Gelişimin değerlendirilmesi ve gelişimsel destek;
Bir tarama aracı ile gelişimsel düzeyin normal dışı olup olmadığının
taranmasıdır. Tarama sistemleri gelişimsel izleme ve destek programlarının bir
parçası, tarama araçları ise bu programın araçlarından yalnızca küçük bir
parçasıdır.
Gelişimsel sorunların en sık nedenleri:
1.Yakın ve uzak çevreye ait etmenler:
Yoksulluk, sevgi yoksunluğu, uyaran yoksunluğu, ebeveynlerin eğitim düzeyinin
düşüklüğü, istenmeyen çocuk, ebeveynlerde depresyon veya ruhsal hastalık, ailede
kronik hastalık ve bakıcı yoksunluğu gibi yakın çevreden zorlayıcı stres
yaratıcı nedenler
2. Beslenme bozukluğu özellikle demir eksikliği,
3. Erken doğum, doğumda beyin gelişimini etkileyen etmenler,
4. Metabolik, endokrinolojik ve genetik hastalıklar,
c- Gelişimi izleme, destekleme ve rehabilitasyon programları
Gelişimsel sorunların en sık rastlanan nedenlerini ortadan kaldırma yada
azaltmaya yönelik olarak çalışmalar yapılmalıdır. Ülkemizde erken çocukluk
döneminde gelişimin izlenmesi ve desteklenmesini içeren düzenli bir hizmet
sistemi yoktur. Bu dönemde çocuğu izleyen tek sistem sağlık sistemi ve SHÇEK
Toplum Merkezlerinde uygulanan erken gelişimsel destek programlarıdır.
Gelişimsel izleme, destek ve rehabilitasyon programları sürekli kararlı
politikalar ile sistemin bir parçası haline getirilmelidir. Birinci basamak
sağlık hizmetleri içerisine alınabilir. Ancak sosyal hizmet programları ile
bütünleşmiş bir biçimde sunulmazsa sevk zinciri oluşturulmazsa etkinlik
sağlanamaz.
0-6 yaş çocuğun gelişiminin izlenmesi,desteklenmesi ve gelişimsel
rehabilitasyonu için düzenleme şu hususlar düşünülebilir.
-Sağlık ocaklarında çalışan ebelerin eğitimi,
-İllerin gelişimi izlemesi ve desteklenmesi için gereken alt yapıyı oluşturması,
-Sosyal desteklerle gebelikten başlayarak gelişimsel izleme ve ev ziyaretleri
yoluyla gerçekleştirmesi. Özürlü olma riskini taşıyan çocukların doğum
öncesinden başlayarak saptanıp, sürekli olarak izlenmesi özrün en yakın aşamada
tanınması ile ailelerin doğru yönlendirilmesi, koruyucu, tedavi rehabilitasyon
hizmetlerinin etkinleştirilmesi için bir istatiksel kayıt ve sevk sisteminin
geliştirilmesi,
- Hastalık sigortasının yeni düzenlemesinde, yeni doğan süt çocuklarından 6
yaşına kadar belirlenen aralıklarla 10 muayene hakkı verilmesi, tıpkı aşılama
sistemi gibi ailelerin bu haktan yararlanmaları zorunlu hale getirilmesi,
- Doğru bir erken tanıda tıbbi gelişimle birlikte, fiziksel, bilişsel, dil,
duygusal ve sosyal alanlardaki gelişim farklılığı yer almalıdır.
- Ülkemizde çocukların hayatta kalmaları geliştirilen sağlık programları ile
önemli ölçüde sağlanmıştır. Çocukların yaşam niteliği geliştirilemediği
durumlarda, büyüme ve gelişme geriliği olan çocuklar özürlü yetişkinler olarak
karşımıza gelmektedir. Çocukluk çağında büyüme ve gelişmenin sağlanabilmesi için
üç önlem bulunmaktadır.
*Sağlıklı çocuğa uygulanan koruyucu önlemler,
*Mevcut veya henüz belirti vermemiş hastalıkların tarama yöntemleri ile düzenli
olarak çocukların izlenmesi ve muayenesi ile erken tanıs
*Doğuştan gelen veya edinilen bozuklukların erken tedavi ve rehabilitasyonu ile
bedensel , bilişsel ve psiko-sosyal yönden desteklenmesidir.
Bu amaçla dört ana başlıkta geliştirilen sosyal hizmet programları
bulunmaktadır.
1.Özürlü ve özür tehdidi altında bulunan çocukların desteklenmesi,
2. Aileye danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin verilmesi,
3. Anne ,baba, diğer aile bireyleri ve sosyal çevre ile çalışma,
4.Daha sonra yararlanması gereken kuruluşlar ve sosyal destek sistemleri ile
çalışma ve koordinasyon sağlayıcı çalışmalar yapılması.
Bu Hizmetlerin İşleyiş Biçimi
1. Çocuğa Yönelik Hizmetler
Tanıdan sonra başlayan süreçte ,aileyi doğru yönlendirme ve engellinin tüm
yaşamsal haklarını koruyacak bir müdahale ve sosyal destek sistemi için bir
Sosyal yapılanma oluşturulmaktadır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurum tarafından geliştirilen “erken müdahale
ve erken destek sistemleri” özürlü bireyleri bireysel olarak geliştirebilme ve
ailenin yükünü hafifletebilme hakkı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Özürlü ve özürlenme riski taşıyan çocukların desteklenmesi konusunda Yapılan
araştırmaların sonuçlarında;
*Özür ve rahatsızlık ne kadar erken saptanıp erken destek ne kadar önce
başlatılırsa, erken müdahalenin başarı şansı yüksek olduğunu göstermektedir.
*İnsanın gelişiminin özellikle ilk aylarında ve yıllarında biçimlendiğini ve
insan organizmasının fonksiyonlarının en fazla bu yaşlarda geliştiği ve yine en
çok bu çağda gelişim sürecini etkileme imkanının bulunduğu bilinmektedir.
*Gelişim rehabilitasyonunun başarısı, ebeveynlerin terapi becerilerinin
geliştirilmesine bağlı olmaktadır.
Erken Tanı Ve Erken Müdahale İle;
* Bireyi tehdit eden özre engel olmak, var olan özrü ortadan kaldırmak veya bir
ölçüde azaltılmakta,
*Özrün artmasını önlemek ya da özrün sebebi ne olursa olsun, sonuçlarını
hafifletilmekte,
*Özürlünün toplum içerisinde eğilim ve yeteneklerine uygun bir yer sağlama
olanağı yaratılmaktadır.
Daha geç yapılan müdahaleler bir çok güçlüğü de beraberinde getirmektedir.
Çoğu kez hem çocukta hem de ailesinde büyük çabalara rağmen kısmen
düzeltilebilen bazen de düzeltilebilmesi mümkün olamayan sorunlar ortaya
çıkmaktadır.
Önemli olan, özrü hemen bilinmeyen veya tam olarak ortaya çıkmamış, ancak
gelişim farklılığı gösteren çocukların mümkün olduğu kadar erken fark edilmesi
ve erken müdahale edilmesidir. Mevcut olan bir zihinsel özrü yada genetik
değişikliliği tedavi ile tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir, ancak
çocuğun gelişimini etkileyebilme ve çocuğa topluma uyumunu sağlayıcı daha fazla
olanaklar sağlanabilir. Yani birinci derecede ve giderilemeyecek özrün yanına
ikincil özrün eklenmesini önlemek mümkündür.
Kısaca söylemek gerekirse erken müdahalenin amacı, özellikle erken
rehabilitasyondur.
* Gelişimsel Rehabilitasyon, özürlenme tehdidi altında bulunan gelişim gecikmesi
görülen çocuklarda erken müdahale 3 veya 4. yaşam yılına kadar devam etmekte,
özel durumlarda bu süre okul yaşamına kadar uzayabilmektedir.
* Erken müdahale alanı tüm özürlü aileleri ve özürlenme tehdidi altındaki süt
çocukları ve küçük çocuklar için gelişim süreçlerinin temel taşıdır.
* Uygun eğitim hizmetlerinden yararlanan bireyler için özel eğitime destek
hizmetleri biçiminde devam eder. Daha sonra akademik becerilere hazırlama ve
mesleki rehabilitasyona ilişkin hizmetler geliştirilmektedir.
2. Aileye yönelik hizmetler
Ailenin Önemi; bakım ve gelişimin birinci sorumluluğu aileye verilmiştir.
Çocuğun yaşatılması ve gelişimi için bilgi, güven, örgütsel destekli gücün
Danışmanlık Ve Rehberlik Hizmetinin verilmesi gerekmektedir.
Engelli bir çocuk içinde anlamlı bir yaşam kurmayı ancak ebeveynlerle birlikte
çalışarak sağlayabiliriz. Aileler çocuklarının yaşamın ilk yıllarında,
çocuklarının normal gelişimde olmadığını, sık sık çaresizlikle yüz yüze
geldiklerini, danışmaya gereksinim duyduklarını, güçlerinin yetmediğini
belirtmektedirler.
Bu nedenle, bu amaçlı sosyal destek ve sosyal yardımlarla mümkün olduğunca
aileyi harekete geçirmek gerekir. Ailenin çocuğunu farklılıkları ile
kabullenmesi, anlaması, gelişimini ve yeteneklerini tespit ederek
desteklemesinin sağlanması, hem aile hem özürlü bireyin yaşam kalitesini
yükseltmek önemlidir. Önceden kestirilemeyen binlerce problemin çözümü,
değişmesi ve çözülmesi zor bir sorunla sürekli yaşamayı öğrenmek gerekmektedir.
3. Meslek Elemanlarının İşbirliğine Dayalı Bütünleştirilmiş Programlar.
Engelli bir çocuğun genellikle bir çok konuda desteklenmeye gereksinimi vardır.
a) Birbiriyle ilişkili olmak; fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişim
boyutlarını birliği ve etkileşimi çalışma programına yansımalı,
b) Bütünleşmiş programlar ; farklı unsurlara yönelik eylemler arasındaki
sinerjik ilişkiyi yaratacağı sonuçlar programa yansıması,
c) Sosyal yaşantı içerisinde planlamak; Özürlü çocuğun özrüyle baş edebilmesi,
özrüne ikinci özrün eklenmesinin engellenmesi, sosyal yaşamda bireysel olarak
özrünü taşımasını sağlanması, bu nedenle
- Katılım kendi gelişim süreci içerisinde çocuğunda katılımının olması, - -
Deneyimle öğrenmesi,
- Değişim sürecinde başkalarıyla etkileşim içerisinde olması,
- İçinde bulunan potansiyelin geliştirilmesi, uyarım veya diğer müdahaleler
edilgen alıcı olan çocuk görüşünden çocuğun gelişimsel süreci etkileyen bir
başrol oyuncusu olmaya yöneliş,
- Çocuğun rolünün aktif olarak görülmesi, çocuğun seçimlerine bakılmaksızın onu
yönetmek tepkisini doğrudan göstermekte güçlüğü olan engelli çocuk biriktireceği
öfke ile hem gelişimini geriye çekmekte hemde aile ve eğiticilerin motivasyonunu
kıracaktır.
4-Gelişimsel rehabilitasyon bir ekip çalışmasıdır.
Tanıya göre eğitim ve rehabilitasyon tedbirleri almak, müdahale tekniklerini
belirlemek, çocuk aile ve çevre üçgeninin çerçevesinde erken rehabilitasyon ve
eğitimi sağlamak gerekir. Bu nedenle bir çocukla ilgilenen meslek elemanlarının
aynı ortamda bulunmaları, birbirleriyle koordineli çalışmaları, çocuğun ihtiyaç
duyduğu alanda ağırlıklı olarak çalışabilme fırsatı verir.
Ağır özürlüleri genelde “sürekli bakıma gerek duyan vaka” olarak bir kariyer
beklemektedir. Bu kariyer, uzun yıllar boyunca aileye getirdiği yoğun fizyolojik
ve psişik yük sonucunda özürlü birey açısından bakımevi ile sonuçlanmaktadır.
Oysa ki yapılan çalışmalar sonucunda ağır özürlülerin de eğitilebildikleri
görülmüştür.
Toplumumuzdaki özürlü ve gelişim gecikmesi olan çocukların mümkün olduğunca
koordineli bir çalışma içine alınması hedeflenmektedir. Alternatif değil
tamamlayıcı yaklaşımlar için genel stratejiler geliştirilmesi gerekmektedir.
5.Toplumsal Yaşama Katılım ilişkin hizmetleri
Özürlülerin toplumsal yaşama tam katılımlarını sağlamak amacıyla hizmet
modelleri geliştirilmeye başlanmıştır. Korunmaya muhtaç durumda olan özürlülerin
kuruluş bakımına alınarak bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinin sağlanması ile
ilgili çalışmaların yanı sıra özürlülerin erken tanı ve müdahalenin
yapılabilmesi, özürlü çocuğu aile ortamından ayırmadan aile eğitimi ile birlikte
özürlü çocuğun tüm gelişim alanlarının destekleneceği tüm dünyada uygulanan
seanslı-gündüzlü rehabilitasyon hizmetlerinin yapılacağı rehabilitasyon
merkezlerinin kamu sektöründe ve özel sektörde açılabilmesi amacıyla gerekli
mevzuat çalışmaları yapılmıştır.
6. İlk öğretime erişim
İlk öğretime kayıt yaptıran normal çocukların kayıtlarıyla karşılaştırıldığında,
engelli çocukların %10 undan daha az bir oranda temel öğretime erişimin olduğunu
görmekteyiz.
Ancak her tür engelli çocukların ihtiyaçlarına karşılık verecek uygun bir eğitim
sunulması gerekmektedir.
Engelli çocuk ve gençlerin eğitimden uzaklaştırılması, bu çocukların bir sonraki
aşamada göstereceği gelişim fırsatlarından da uzak tutularak mesleki eğitim,
istihdam, gelir üretimi ve işte gelişme gibi erişimlerini de azaltmaktadır. Bu
olanaklara erişimin sağlanamaması ekonomik ve sosyal bağımsızlığın elde
edilmemesini engelleyerek kuşaklar arası bir döngü halini alabilecek yoksulluğa
karşı güçsüzlüğe dönüşmektedir. Engelli çocuklara bütünlüklü bir eğitim
sunulamamasının önünde duran en önemli engel
a) Erken tanı ve erken müdahale ve sosyal destek hizmetlerinin yetersizliği,
b) Dışlayıcı politika, uygulamalar ve tutumlar
c) Öğretmen yetersizliği, özellikle öğretmenlerin çeşitli yeteneklerdeki
çocuklara esnek müfredatlarda ve değerlendirme süreçlerinde, öğretme konusunda
yetersiz eğitilmiş olmaları,
d) Öğretmenleri özel ve düzenli derslerde destekleyecek uzman kadronun
bulunmaması,
e) Öğretim için araç gereçlerin ve ekipmanlarının yetersizliği,
f) Okul çevresinin tam anlamıyla erişilebilir olması için gerekli
değişikliklerin yapılmaması,
ÜLKEMİZDE PROBLEM ALANLARI
1.Tanı ve Değerlendirme Problemi:
Ülkemizde yeni doğan bir bebeğin yalnızca genel olarak fiziksel bir muayenesi
yapılmaktadır. Bir çocuktaki özür veya hastalık belirtileri her zaman apaçık
görülmeyebilir. Bu durumda zamanında ve erken müdahale şansı kaybolmaktadır. Pek
çok gelişim bozukluğu gösteren çocuklar gerekli hizmeti alamadan uzun zaman
yitirmektedir.
2. Eğitim ve Geliştirme problemleri:
Engelli veya özür riski taşıyanların sıfır yaşından itibaren özel bakım,
rehabilitasyon ve özel eğitim almaları gerekirken, kamu kuruluşları sayı ve
nitelik olarak bu hizmetleri sunamamaktadır
Kurumlar ancak kurumsal bakış açıları, yöneticilerinin tutumları ve özel
eğitimcilerinin yeterliliği çerçevesinde hizmet üretebilmekteler Hizmetin
ihtiyacı karşılayacak biçimde üretilemediği yerde engelli ve onun ailesi mağdur
olmaktadır.
Alanla İlgili Yetkin Denetimciler De Bulunmamaktadır.
3. Meslek Elemanı ve Eğiticiler: Meslek elemanı yetiştiren Yüksek Öğretim
kurumları sayıca yetersizdir.
a) Meslek elamanı yetiştirmede, eğitim aynılaşmış insan modelini mutlak ve
zorunlu kılan, doğru ve yanlışı bu çerçeveye göre belirleyen bir anlayışla
yapılmaktadır.
b) Eğitimciler kendi anlama eksikliklerini çocuğun özrü gibi tanımlamaktalar,
bireyi merkez alan şu andaki yaşantıyı yakalamaya açık ve yaratıcı bir gelişimi
eğitici sağlayamamaktadır.
c) Zihinsel, duygusal gelişim farklılığını saptayan araç ve yöntemler formal
eğitim yöntemleri ile yetişmiş eğiticilerin elinde bulunmamaktadır. Bu durum
pratik yaşamda sorunlar yaratmaktadır. Karşısında söylediğini, yaptığını,
istediğini ve istemediğini anlamayan bir eğitici ve çocuk aynı ortam içerisinde
yaşayamaz. Eğitimci zihinsel,duygusal ve sosyal gelişim farklılığı olan çocuğun
karşısında kendisi anlama, sezme, bilme, düşünme ve uyum engeli yaşamaktadır.
Özellikle zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklarla yaşanan iletişim problemi giderek
onlara bakım vermek, eğitmek ve birlikte yaşamak durumundaki aile bireylerini
zorlamaya başlamaktadır.
4. Aile Ve Toplumun Bilinçle İlgili Problemi :
Ülkemizde engelli bireylerin yaşamsal haklarına karşı SHÇEK ten başka sorumluluk
taşıyan kurum bulunmamaktadır. Bu alanda biraz destek alsalar da asıl sorumluluk
aileye bırakılmıştır. Uzmanların bile anlama, tanımlama ve geliştirme konusunda
güçlük yaşadıkları karmaşık gelişim problemleri aile tarafından yaşanmaktadır.
Engellilerle bir arada yaşamanın, yakın ve uzak görüntüleri ayrıdır.Onların
birlikte yaşadıkları birde aileleri var. Birlikte nasıl yaşayacaklarını iki
tarafta çok iyi bilmiyor.
Zihinsel ve ruhsal gelişim farklılığı gösterenler belki de yaşama alanlarına en
zor kavuşanlardır. Bu gruptaki engelliler kendi haklarını taşıma ve koruma
olanaklarından da yoksun oldukları için vasi kanalıyla temsil edilirler. Bu vasi
çoğu zaman aile veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumudur.
Aile, çocuğunun yaşıtlarından farklı olduğunu fark etmeye başladığı andan
itibaren karşılaştığı önemli güçlükler:
1-Başvurulacak doğru profesyonel kişilerin bulunmaması
2-Düzenli, sürekli ve güvenli eğitim ve /sağaltım kurum ve kuruluşlarının
bulunmayışı
3-Hazırlanan eğitim ve sağaltım programlarının uygulanışında yaşanan güçlüklerle
baş edememe,
4-Aile içerisinde engelli bir çocuk doğmadan önceki dengeleri bozduğu klinik
çalışmalarda gözlemlenmiştir. Aile içerisinde belirsiz bir direnç yaşanmaktadır.
Zaman içerisinde gelişen ve bilişsel olarak ilk anda fark edilemeyen bu direnç
yeni duruma uyum açısından bir engel oluşturmaktadır.
Meydana gelen dengesizliğin giderilmesi ve sistemin yeni duruma uyum sağlaması
rehabilitasyon ve eğitim programlarında ailenin de düzenli olarak ele alınması
gerekmektedir. Bu gereklilik engelli çocuğa sunulan hizmetin işlevselliğini de
arttırmaktadır.
AİLEYE YÖNELİK EĞİTİM, DANIŞMANLIK VE SAĞALTIM HİZMETLERİ
1-Eğitim Danışmanlığı 2-Sosyal danışmanlık
3-Koruyucu sağaltıcı çalışmalar
SAĞALTIM-EĞİTİM HİZMETLERİNDE YÖNTEM VE BİÇİM
1-Bireysel görüşmeler
2-Aile görüşmeleri
3-Sağaltım danışma grupları
ÖNERİLER
1. AŞAMA
KORUYUCU, ÖNLEYİCİ HİZMETLER, ERKEN TANILAMA VE ERKEN DESTEK PROGRAMLARI
A. DOĞUM ÖNCESİ
1. Toplumun Bilinçlendirilmesi Kitle iletişim araçlarının kullanılması :Amaca
uygun düzenlenmiş programlarla;
- Toplumda özüre yol açan nedenler, katılımın rolü, gebelik dönemine ilişkin
riskler, beslenme bozuklukları konularında bilgi verilebilir.
- Erken tanının önemi vurgulanabilir.
- Mevcut tedavi, rehabilitasyon ve eğitim kurumlarının hizmetleri hakkındaki
bilgiler toplumun her kesimine ulaşması sağlanabilir.
- Yaygın eğitim bazı önlemleri etkinleştirmekte önemli bir payı olabildiği gibi
kurum yetersizliği konusunun çarpıcı bir biçimde iletişim araçlarında işlenmesi,
toplumun uyarılması ve kurum sayısının bir an önce yeterli düzeye ulaştırılması
yolunda kamuoyu oluşturulması sağlanabilir.
2. Ailenin bilinçlendirilmesi : Sağlıklı çocuğa sahip olmaya karar verme ve
çiftlerin hazırlanması.
B. DOĞUM ÖNCESİ BAKIM HİZMETLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
1. Doğum öncesi tanı hizmetlerinin geliştirilmesi,
2. Gebe takibi; gebenin uygun sıklıkta ve nitelikte sağlık personeli tarafından
izlenmesi,
3. Riskli gebeliklerin tespiti, özel bakım ve sevki,
4. Doğumun sağlıklı koşullarda ve sağlık personeli ile yapılması,
5. Doğum sonu bakım hizmetlerinin geliştirilmesi,
6. Herkese sağlık sigortası,
7. Yüksek riskli yeni doğanın tanınması, uygun bakım sevk ilkelerinin
8. Yerleştirilmesi transport sistemlerinin geliştirilmesi,
C. DOĞUM SONRASI
1. Erken tanıya yönelik taramaların yapılması
2. Gelişimin izlenmesi desteklenmesi,
3. Bebeklik dönemi gelişim takiplerinin yapılması ve anne eğitimi
4. Sağlam çocuk polikliniği çalışmalarının sürdürülmesi,
5. riskli ve özürlü bebeklerin erken bebeklik dönemi destek programlarına
yönlendirilmesi,
6. Sosyal pediatrik gelişim rehabilitasyonu erken destek programlarının
geliştirilmesi,
II. AŞAMA
1. Gelişim rehabilitasyonuna yönelik kurumların sayısının arttırılması (nitelik
ve nicelik açısından Çocuk + Aile yardımlar+ Sosyal yardımlar)
2. Okul öncesi 0-3 yaş arası erken destek ve sağaltım programlarından
yararlanmış daha sonraki yaşlarda, küçük gruplarda grup terapileri yapılarak
sosyal gelişimlerini sağlamak, (Engelli çocuklar için hazırlanmış bir ortamda,
entegre veya özel eğitim yuvalarında okul öncesi eğitim almaları sağlanır.)
3. Entegre okul, 8 yıllık zorunlu eğitim, çok ağır engelli çocuklar için yuva
tipi okul veya yerinde eğitimin uygulanması,
4. Meslek edindirme yardımları, İş atölyeleri, Korumalı işyerleri yetişkin
hayatına hazırlama,
5. Korumaya muhtaç özürlü çocuklar için uygun bakım ve rehabilitasyon
merkezleri,
6. Sosyal yardım,
7. Sosyal destek ve sosyal yaşam desteği hizmetlerinin yaygınlaştırılması