ÖZÜRLÜ ÇOCUĞA SAHİP AİLELERDE İLETİŞİM
İletişim, herkesin farkında olduğu ancak
tam olarak tanımlanamayan bir olgudur. İletişim kavramı; süreç, etki, düşünce,
haber, duygu, ifade, mesafe temel eğitim becerileri gibi birçok kavramı içeren
karmaşık ve çok boyutlu bir süreci kapsamaktadır.(1) .
Aile toplumun en küçük ve temel birimidir. Ancak aile ülkeden ülkeye, kültürden
kültüre farklılıklar gösterdiği gibi,aynı ülke içinde de kentten kırsal kesime,
ekonomik duruma ve yörelere göre de farklılıklar gösterir. Bu bağlamda ailenin
kesin ve evrensel tanımını yapmak güçtür.
Günümüz toplumlarında aile kurumu geleneksel ve çekirdek aile olarak
sınıflandırılmaktadırlar.
Geleneksel aile “çok sayıda çekirdek ailenin aynı çatı altında oturmasıyla
oluşan bir aile tipidir(2) köysel ve geleneksel toplumların bir kurumudur.
Çekirdek aile,modern toplumlarda yaygındır. Ülkemizde de aile kurumu geleneksel
aileden,çekirdek aileye yönelmiştir. Ancak ülkemizde çekirdek ailelerin,
geleneksel aile kültürü ve aile destek sistemi etkileşimi söz konusudur.
Etkili bir iletişim,aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerinin
düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar. İşbirliği yardımlaşma ve
paylaşma davranışlarına yol açar, çocukların gelişmesi için uygun bir ortamın
oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar
daha özerk ve bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme,düşünce ve duygularını
açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşı etkili bir iletişimin
oluşturulamadığı,iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişimi
engellenir. Bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli sorunlarla uyum
güçlükleri ile karşılaşırlar. Bu nedenle ailede bireyler arasında,özellikle
anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması çok önemlidir(3).
“Engellilik”, “özürlülük”, “sakatlık” kavramları,bu kavramlar arasında farklar
ve dünyadaki dağılımı sıklıkla karşılaşılan başlıklardır. Söz konusu kavramlar
arasındaki farkların günlük yaşamda değeri yoktur. Çünkü önemli olan,bireylerin
engellik durumunu tanımlayan kavramlar değil,engelli bireylerin toplumdaki diğer
bireylere göre farklı hizmet gereksinimlerinin olduğunun bilinmesidir.(4)
Özürlü Çocuk Kimdir; Zihinsel özellikleri duyusal yetenekleri nörolojik ve
fiziksel özellikleri sosyal davranışları ve iletişim becerileri yönünden
ortalama ya da normal bir çocuktan farklı olan bunun için profesyonel yardım
alması gereken çocuk engelli çocuk olarak tanımlanabilir.(kirk,S.,A.J. Educating
Exceptional children)
Bedensel,zihinsel, ruhsal ve sosyal özelliklerinde belirli bir oranda ve sürekli
olarak işlev kaybı veya bozukluğu sonucu normal yaşamın gereklerine uymama
durumuna sakatlık ,bu durumdaki kişiye sakat denir.(Çağlar, Doğan;Geri zekalı
çocuklar ve eğitimi)
Özürlülük,toplumdan topluma ve tarih içerisinde,değişen anlamlar yüklendiği bir
kavramdır. Tarih içerisinde özürlülüğe,sosyal yönü ihmal edilerek sadece tıbbi
boyuttan bakılması özürlüyü anlama,özürlüyü bir değer olarak alma ve özürlü ile
iletişimde güçlükler yaratmıştır.
Bu makalede özürlü bireylerin ailelerin ,iletişim şekilleri,davranış biçimleri
ve yaşadıkları iletişim sorunlarına genel bir bakış değerlendirilmesi
yapılacaktır.
ÇOCUĞUNU ÖZÜRLÜ OLDUĞUNU ÖĞRENEN AİLELERİN TEPKİLERİ.
A-Çocuklarının Özrünü Ret eden aileler de iletişim :
Aileler için özürlü bir bireye sahip olmak, yaşamlarının en zorlu deneyimidir.
Özürlü bir çocuğa sahip olduğunda anne babalar ilk olarak hayal kırıklığı
yaşarlar. Çocuklarına ne olduğunu bilemediklerinden dolayı büyük endişe
içindedirler.
Kendilerini,eş ve yakınlarını ya da sağlık ekibini suçlarlar. Çocuklarına tam
teşhis konunca bu duygu ve endişeler kaybolmaz. Çocukların durumunun ne olduğunu
kabul etme,birkaç ay veya yılları alabilir. Bir kısım aile ise çocuklarının
durumunu kabul etmez .
Aynı durum ,sağlıklı bir bireyken geçirilen bir trafik kazası veya hastalık
sonucu özürlü kalmak,özürlü kalan kişi ailesi ve çevresin de panik oluşturur.
Çevrede ki panik daha çok acıma duygusudur. Ailede ise şaşkınlık,kaygı,moral
bozukluğu,kısmen isyan gibi karmaşık duygular oluşturur. Zaman içinde bu
duygular değişir aile eğer çocuğunun bundan sonraki tüm yaşamını özürlü
kalacağını tıbben öğrendik den sonra ya durumu kabul etmek yada ret etme
davranışı gösterirler.
Çocuğunun özürlü kalmasını kabullenmeyen aile; çocuğu ile kurduğu iletişim
kanallarını kapatan,etkili iletişim kuramayan,çocuğuna empatik duygu ile
yaklaşamayan ve onu anlamayan davranış sergilerler. Bu tür davranışı sergileyen
ailelerde sorunlar büyür. Aile kendine bir kaos yaratır. Çevreden kendini
soyutlar. Özürlü çocuğunun gereksinimlerine duyarsız kalır. Aile tüm bireyler
yalnızlığı yaşar. Ailedeki özürlü bireyin oluşturduğu sarsıntı büyür ve
suçlamalar başlar . Neden benim çocuğum,neden benim ailem,nedenler artar bu
durum kontrolden çıkarsa aile parçalanabilir.
Ailelerin özürlü çocuğunu kabul düzeylerinde,ailenin sosyal-kültürel yapısı
önemlidir. Beklenti düzeyi,ailenin eğitimi,inanç durumu,ekonomik düzeyi,sosyal
yaşantısı ve ailede var olan iletişim şekilleri çok önemlidir.
1996 Yılında Zonguldak ve Kozlu da yaptığımız, “ Özürlü Çocuğa Sahip Ailelerin
Beklentileri” konulu araştırmada; eğitim düzeyi , sosyal statüsü yüksek olan
özürlü çocuğa sahip ailelerde çocuklarının özrünü kabul etmede ve çocukları ile
iletişimde zorluklar yaşadıkları ve bu zorluklar karşısında Uzmanlardan yardımı
almayı kabul etmede kendilerine yakıştıramadıklarını itiraf eden oldukça fazla
aile tespit edilmiştir. Bu durum karşısında araştırma grubunun araştırma ile
ilgili varsayımlarını etkilemiştir. Aynı araştırmada sosyal statüsü düşük,gelir
düzeyi yetersiz fakat, dini inancı yoğun olan aileler de özürlü çocuğunu ve
yaşanılan durumu kabul etmenin verdiği rahatlık gözlemlenmiştir.Fakat bu
ailelerde görülen bu olumlu davranışın etkisinde acıma duygusunun etkili olduğu
tespit edilmiştir.
Özürlü çocuğa sahip ailelerin en temel sorunu yada birincil güçlük,ailenin
çocuğu kabullenmesinde ve engelini anlamasında yaşanır.
1996 Yılında Zonguldak Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Merkezinde Serapral
Palsy’li ( CP ) çocukları olan ailelerle ilgili yapılan araştırmada en çarpıcı
sonucu, Yıllardır çocuklarının CP'li olmasına rağmen, ailelerin büyük bir
oranının CP'nin ne olduğunu bilmediklerini ve çocuklarının durumlarını araştırma
gibi eksikliği olduğu tespit edilmiştir.
Çocuklarının engelliliğini tam anlayamamak,çocukları ile kuracakları iletişimi
güçleştirmektedir. Çocuklarının özrü hakkında konulan tanıyı net olarak
anlayamayan ailelerde ,çocukları hakkında gerçekçi olmayan beklentiler
geliştirerek ,özürlü çocuğun ve aile üyelerinin farklı sorunlar yaşamasına neden
olabilirler. Örneğin,çocuğu zihinsel gelişme geriliğinin ne anlama geldiğini
anlayamayan aile ileride çocuğunu tembel olduğunu,vurdumduymaz olduğu şeklinde
etiketleyebilir. Çocuğundan beklentisini yüksek tutabilir.
Çocukların özrünü kabul etmeyen aileler zaman zaman kendilerine zarar
verecek,özürlü çocuğunun gelişimini olumsuz etkileyecek tepkileri söz konusudur.
Anne babalar çocuğunun çevreden sakınırlar,saklarlar ve eve kapanırlar. Bu
durumda aile Sosyal Hizmet Uzmanı veya Psikologdan yardım almalıdır. Uzmanlar
aile üyelerinin çocuğun engeli ile birlikte kabul etme sürecinde yardımcı
olacaktır.
Kabul / Ret ve çocuğunun özrünü anlama / anlayamama aşamasından sonra da
koşulları düzenleme,yaşamı yeniden biçimlendirme ,zorluklarla baş etme yada baş
edememe ve kaçınma gibi tutumlar görülmektedir.
Anne babalar çocuklarının özür tanısını öğrenmelidir. Özür tanısı doğrultusunda
yeni tutum ve beceriler öğrenmek,geliştirmek,uygulamak,nasıl yardım alacaklarını
belirlemek,bu kaynaklara ulaşmak ve çocuklarına ilişkin kararlara ortak katılım
gibi görevleri başarmalıdırlar. Ayrıca çocuklarla olumlu ilişkiler kurmak,diğer
aile bireylerle ilişkiler düzenlemek,ailenin bozulan dengesini yeniden
kurmalıdırlar.
B-Çocuklarının Özrünü kabul eden aileler de iletişim :
Tüm özürlü çocuğa sahip ailelerde,çocukların beklemedik özel durumu karşısında
ailelerde büyük bir şaşkınlık ve şok yaşanır. Şokun arkasında “hayır böyle
değildir,nasıl olur” benzeri inkar tepkileri yaşanır. Aile çocuğuna konulan özür
tanısının yanlışlığını ispatlamaya çalışır.Korku,endişe,üzüntü gibi karmaşık
duygular içindedirler.Bu davranışlar bir süreçtir. Şok atlatıldık dan sonra
çocuğunun özrünü kabul ve ret duyguları görülmektedir. Çocuğunu ve özrünü kabul
eden aile karmaşık duygulardan uzaklaşma söz konusudur. Aile,özürlü Çocuğunun un
özrü ile barışık yaşama becerisi kazanmıştır. Bundan sonra çocukları için
gerekli kararlar alma ve uyum aşamasına geçerler. Bunu durumu kabul etme ve
uygun çözüm üretme sürecine girerler .
Aile sistemi bir bütündür. Bu sistemde bir bireyin başına gelen diğer bireyleri
de etkiler. Bir engel,ailedeki her bireyin hayatını değiştirir. Ailede özürlü
bir çocuğun varlığı kardeşler üzerinde öncelikli olarak iki önemli etkiye neden
olur. Birincisi ,duygusal ; ikincisi ise ekonomik etkidir. Ailelerin ekonomik
kaynaklarının önemli bir kısmını özürlü çocuğa aktardıklarını düşündüklerinde
buna içerleyebilirler. Ayrıca kardeşler ,ailelerinin zamanlarının çoğunu özürlü
çocuklarına ayırması durumunda kendilerini ihmal edilmiş hissedebilirler . En
önemlisi kendilerini değersiz,önemsiz,hatta sevilmeyen çocuk olarak
algılayabilirler . Kardeşlerin daha fazla zaman ayrılması bir gereklilik
olmasına rağmen,özürlü olmayan kardeşler,bu gerçekçiliği kabullenebilecek kadar
olgun olmayabilirler.
Anne babalar,çocuklarının en az özürlü çocuğu sevdikleri kadar çok sevdiklerini
iletmek ve hissettirmek zorundadırlar. Diğer çocuklarına da mutlaka zaman
ayırmaları ve onların gereksinimlerini de fark ettiklerini göstermelidirler.
Aile içinde açık ve dürüst bir iletişimin olmasının önemi büyüktür.Özürlü
çocuklarının tanısı konusunda bilgilerini diğer çocuklarına net anlatmalıdırlar.
Özrü hakkında bilgi vermelidirler.
Özürlü çocuğun kardeşleri, eğer doğru şekilde yönlendirilirse ve aile içinde en
başından itibaren açık ve dürüst bir iletişim sağlanmalıdır. Bu durumda
kardeşlerin nasıl yaşayacaklarını ve onlara nasıl yardım edebileceklerini
öğrenebilirler.
Anneler, özürlü çocuğunu en iyi tanıyan,onunla daha uzun zaman dilimi içinde
birlikte olan ve onun temel gereksinimlerini çoğunlukla karşılayandır. Çocuğunun
eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri almasında en çok anneler ilgilenmektedir.
Uzmanlardan aldığı bilgileri evde uygulayandır. Anne bu özverisini yalnız
yapmamalı babada bu sürece katılımını sağlamalıdır. Özürlü çocuklarına karşı
ilgisiz kalan babalar bu konuda kendini sorgulamalı ve eşine destek
sağlamalıdır. Babalar özürlü çocukların etkinliklere katılmasına ve eğitimde
başarılı olmasında çaba göstermelidir.
Yapılan araştırmalarda, babaların özürlü çocukları ile ilgilenmesi durumunda
çocukların eğitim ve rehabilitasyonda daha başarılı oldukları görülmüştür.
Özürlü çocukların özrünü kabul eden aileler,etkili iletişimi gerçekleştiren
ailelerdir. Çocuklarının özür tanısı ne olursa olsun çocuklarının eğitim ve
rehabilitasyonunu önemseyen ailelerdir. Çocuklarının özürlü olmasından
kaynaklanan aile içi sorunları aşan ve diğer sağlıklı kardeşler ile olumlu
iletişim kuran ailelerdir. Özürlü çocukla sadece anne değil tüm aile ilgilidir.
Baba çocuğun sosyal katılımında etkilidir.
ÖZÜRLÜ ÇOCUĞA SAHİP AİLELERE İLETİŞİM KONUSUNDA ÖNERİLER
1- Çocuğunuzun durumunu ne kadar erken kabul ederseniz sizin ve çocuğunuzun
durumu daha iyi olacaktır demektir. Bu tutum sizi daha mutlu kılacak,çocuğunuzun
özelliklerine ve yapabileceklerine göre eğitim verilmesini sağlayarak gelişimine
katkıda bulunacaktır. Engelli çocuğun erken teşhisi,erken rehabilitasyonu
çocuğunuzun daha hızlı gelişmesini sağlayacaktır.
2-Çocuğunuzun engeliyle ilgili tanıyı öğrenin ve bu konuda bilginizi artırın. Bu
alanda hizmet veren özgül mesleki terimleri öğrenin. Doğru bilgiyi aramak dan
çekinmeyin,bilgi almak ve soru sormak düşüncelerinizi,duygularınızı paylaşmanızı
kolaylaştırır.
3-Duygularınızı aile üyeleri ile paylaşın. Duygularınızı göstermekten
kaçınmayın.
4-Acı ve öfke gibi doğal duygularla nasıl baş edileceğini öğrenin.
5-Olumlu bakış acısını hiç kaybetmeyin.
6-Çocuğunuzun etkili eğitim programlarında bulunun,onun gelişimini izleyin.
7-Acıma duygusundan kaçının, bunun çocuğunuzun gelişimini desteklemesini olumsuz
etkileyeceğini unutmayın.
8-Yalnız olmadığınızı unutmayın sizin durumda olan bir çok aile var. Zorluklarla
baş edebilmede size yardımcı olabilecek en önemli kaynak sizsiniz.
9- Her bireyin kendine has özellikleri ile değerli olduğuna inanın, iletişim
sürecinde koşulsuz olumlu bakış açısı geliştirin.
10-Duygu ve davranışlarınızda tutarlı olun,aile içi iletişimde bu davranışınız
çök önemli olduğunu unutmayın.
11-Empatik tutum ve davranış geliştirin. (Kendini karşısındaki kişinin yerine
koyup nesnelliğini yitirmeden onun sorunlarına onun gibi bakabilmesi, onun
hissettiklerini yaşayabilmesi )
12-kendinize zaman ayırın. Her zaman kendiniz için sizi rahatlatıp dinlendirecek
bir ara zamanınızın olması size ve çocuğunuza daha fazla yardımcı olacaktır.
13-Kendinize dikkat edin.Fiziksel ve psikolojik sağlığınızı korumaya dikkat
edin.
14- Diğer çocuklarınıza da mutlaka zaman ayırın.
15-Aile içinde etkili iletişim ve aktif dinleme yöntemlerini uygulayın ve bu
yöntemleri mutlaka öğrenin.
*Sosyal Hizmet Uzmanı,1997-2004 tarihleri arası Karaelmas Üniversitesi Sağlık
Y.O İletişim ve Halkla İlişkiler alanında öğretim görevliliği yapmıştır. 1997
yılından itibaren SHÇEK bağlı Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezlerinde
Yönetici,Türk Spastik Çocuklar Derneği Zonguldak Şubesinde Yönetim Kurulunda 5
yıl görev almıştır. Özürlülük ve iletişim alanında yayın yapan bir çok ulusal
dergi,gazetelerde özürlülük ve iletişim konularında makaleleri , araştırmaları
yayınlanmıştır.
KAYNAKÇA
1. “Genel İletişim”(2003).Ankara Pegem A.Yayıncılık 260 (11 ):8 S.8
2. Özkalp,Enver a.g.e 1987
3. Dönmezer,İbrahim. “Ailede iletişim ve etkileşim”.İstanbul:Sistem
Yayıncılık,1999.
4. Şahin,Hatice a.g.e 48
5. “Özel Eğitim ve Rehabilite Hizmetlerine İhtiyaç Duyan Bireyler ve
Aileleri”(2005).Anakara:Zihinsel ve Bedensel Engelli Çocukları ve Aileleri
Araştırma Eğitim Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği yayın No:001. 226(5) S.73