ENGELLİ ÇOCUK VE OYUN
Benimle Oynar Mısın?
Su olsam ateş olsam göklerdeki güneş olsam
Konuşmasam taş olsam yine de oynar mısın benimle
Sus olsam kusur olsam ağızdaki küfür olsam
Doğuştan esir olsam yine de oynar mısın benimle
Sayılmasam kaç olsam topraktaki güç olsam
Aptal gibi suç olsam yine de oynar mısın benimle
Benimle oynar mısın benimle oynar mısın
Bülent Ortaçgil Hangimizin yoktur ki oyun ile
ilgili bir anısı. Kimimiz ilk oyuncağımızı belki unutmamışızdır, kimimiz ilk
oyun arkadaşlıklarını, ilk oyuncağımızın kayboluşunu, ya da sitemli bir ses ile
hiç oyuncağımızın olmadığını…. Oyun doğuştan itibaren hayatımıza girer ve
ömrümüzün sonuna kadar hayatımızda yer almaya devam eder.
Oyun nedir diye sorduğumuzda eminim herkes kendince bir çok oyun tanım
yapacaktır. Örneğin; oyuncaklarımız ile oynanan oyunlar, tiyatro, sinema, müzik
eşliğinde oynanan oyunlar, yapılan spor müsabakaları, tavla vb. geniş bir
yelpazeye sahip oyun tanımları aklımıza gelecektir.
Çocuklar açısından oyunu düşündüğümüzde bir çok yetişkinin aklına boşa harcanan
gereksiz zaman gelir, oysa oyunun çocuklar için ne kadar ciddi bir uğraş
olduğunu ve neler kazandırdıklarını birazdan ele alacağız.
Oyunu çocuklar açısından detaylı incelemeden önce birkaç oyun tanımına bakalım:
OYUN NEDİR?
Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, çocuğun kendi deneyimleriyle
öğrenmesi yöntemidir.
Oyun, belli bir amaca yönelik olan veya olmayan , kurallı veya kuralsız
gerçekleştirilen fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı
fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek
hayatın bir parçası ve en etkin öğrenme sürecidir. (Dönmez,2000, s.111)
Oyun, çocuğun kendini ifade etme biçimidir.
OYUN ÇEŞİTLERİ
Piaget (1962) ‘nin oyun sınıflaması, alıştırma, sembolik ve kurallı oyun olmak
üzere üç grupta ele alınmıştır. Bunlar;
1. Alıştırma Oyunu : Duyu-hareket döneminde, ilk iki yaş civarında
görülmektedir. Çocuk, Piaget’in bilişsel gelişim kuramında yer alan birincil,
ikincil ve üçüncül devresel tepkilerle birlikte basit tekrarlar aracılığıyla hem
kendi bedeni hem de dış çevre üzerinde uzmanlaşmaktadır.
2. Sembolik Oyun : Yaklaşık iki yaş dolaylarında ortaya çıkmaktadır. Sembolik
oyunda, cansız nesneye canlıymış gibi davranılması, bir nesnenin bir diğeri ile
yer değiştirmesi ve taklit etme görülmektedir. Sembolik oyunlar, duyu-motor
döneminde kazanılmış becerilerin pekiştirilerek, bilişsel sistemin içinde yer
almasına yardımcı olur. Toplumsallaşmanın artması, ben merkezliğinde azalması
ile çocuk kuralların gerekliliğini ve önemini kavramaya başlar.
3. Kurallı Oyun : Oyunun amacına göre belirlenen kurallardır. Grup tarafından
önceden belirlenir ve bu kurallara göre bir düzenleme yapılır. Kurallar grup
tarafından konulur ya da kaldırılabilir. (Güney, 2002, s.15)
Parten (1932), olayın sosyal boyutuna odaklaşmış ve oyun kategorilerini bilişsel
ve sosyal işlevlere dayalı olarak sınıflamıştır; bu sınıflama altı ardışık oyun
kategorisinden oluşmaktadır;
1. Uğraşsız oyun: Dikkatini çeken herhangi bir şey ile ilgilenme, odada dolaşma,
kendi el ve ayakları ile oynama olarak tanımlanmaktadır.
2. Yalnız oyun : Diğer çocuklar ile iletişime girmeden, belirli bir mesafede
diğerlerinden farklı oyuncaklar ile oynama olarak tanımlanmaktadır.
3. İzleyici davranış : Diğerlerini izleme, belki konuşma ama oyunlarına
katılmama olarak tanımlanmaktadır.
4. Paralel oyun : Diğerlerinin oyuncaklarına benzer oyuncaklarla yakınlarında
bağımsız oynama, diğerlerinin oyununa katılmama olarak tanımlanmaktadır.
5. Katılımcı oyun : Diğer çocuklar ile oynama, aktiviteleri organize etme fakat
rol dağılımına katılmama olarak tanımlanmaktadır. Organize olmuş bir grup içinde
oynama ve grubun belirlenen kurallarına uyma yoktur.
6. İşbirlikçi oyun : Organize olmuş bir grup içinde oynama olarak
tanımlanmaktadır. Bu oyun, grubun belirlenen kurallarına ve işbölümüne uyma
özelliği taşımaktadır.
Piaget’ye göre oyun; kendi içende bir sona sahiptir, kendiliğindedir, zevk için
yapılan bir etkinliktir, organizasyondan yoksundur ve dışsal baskı ve
kurallardan bağımsızdır. (özenmiş,2000, s.11-12)
ENGELLİ ÇOCUKLAR VE OYUN
ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR
Zihinsel Engel: Doğum öncesinde, doğum anında ve sonrasında çeşitli nedenlere
bağlı olarak merkezi sinir sisteminde, daha doğrusu beyinde meydana gelen
tahribatlar sonucu, beyin fonksiyonlarındaki yetersizlik veya bozukluk
durumudur. (Oymak,1998:9)
Bazı araştırmacılar, zihinsel engelli olan ve olmayan çocukların oyun türü ve
düzeylerini karşılaştırmışlardır. Zihinsel engelli olan ve olmayan çocuklar
takvim yaşlarına göre karşılaştırıldıklarında, zihinsel engelli çocukların
işlevsel oyun, yalnız, sembolik oyun gibi daha alt düzeydeki oyunlara
yönlendikleri gözlenmiştir. Fogel ve Melson (1987), zihinsel engelli okul öncesi
çocukların oyunlarının, engelli olmayan yaşıtlarına göre daha az aktif, daha az
esnek ve sembolik olduğunu bulmuşlardır. Zihinsel engelli olan ve olmayan
çocuklar zeka yaşlarına göre karşılaştırıldıklarında ise iki grubun oyunlarının
türü ve düzeylerinin farklılaşmadığı görülmemektedir. Aynı türde yada düzeyde
oyun organizasyonları aynı zeka yaşında ya da aynı gelişimsel yaşta
görülebilmektedir. Engelli olmayan çocuklarda olduğu gibi zihinsel engelli
çocuklarda da sembolik oyunun ortaya çıkmasının en temel koşulu zeka yaşının 20
ay olmasıdır. (özenmiş,2000, s.27)
Zihinsel Engelli çocukların beyin fonksiyonlarındaki yetersizlikten dolayı
bilişsel, bedensel ve sosyal alanlarda bazı sıkıntılar yaşamaktadırlar. Oyun ile
bu çocuklarımızın; kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlayabiliriz.
Oynanan oyunlar ve kullanılacak oyuncaklar çocuğun seviyesine uygun olarak
seçilmelidir. Karmaşık ve çocuğun anlamayacağı oyunlar ve oyuncaklar
seçilmemelidir. Oyun ve oyunda kullanılan oyuncakları reddeden engelli çocuğun
hemen pes etmemesi için destek olunmalı ve gerektiğinde model olunmalıdır.
Çocuğa model olduktan sonra aşama aşama oyunun hakimiyeti çocuğa bırakılmalıdır.
Özel Eğitime yeni başlayan ve tüm ürkekliği ile sizi reddeden bir çocuğun
,ilgisini çeken bir oyun-oyuncak ile çocukla aranızda kurulmuş olan buzdan
duvarları eritebilirsiniz.
Bir çok engel grubu gibi Zihinsel Engelli çocukların eğitiminde de oyunun çok
önemli bir yeri bulunmaktadır. Kavramlar (renk, sayı vb.), özbakım becerileri
(el-yüz yıkama, soyunma-giyinme vb.), dil ve konuşma becerileri (obje
sürekliliği, taklit etme, sıra alma, dinleme,vb.) kazandırılırken oyun ve
oyuncaklar en iyi yardımcılarımızdır ve işimizi oldukça kolaylaştırırlar. Oyun
ile zihinsel engelli çocuklar paylaşmayı, iletişim kurmayı, sosyalleşmeyi,
kurallara uymayı öğrenirler.
DOWN SENDROMLU ÇOCUKLAR
Down Sendromu: İnsan vücudunda normalde 23 ü anneden 23 ü babadan olmak üzere 46
kromozom bulunmaktadır. Down Sendromlu çocuklarda 21.kromozomun 3 adet
olmasından dolayı toplam 47 kromozom bulunmaktadır. Kromozom sayısının 47 olması
genetik bir farklılıktır.
Beeghly ve ark. (1989) Down sendromlu çocukların oyunlarının gelişimsel
sırasının ve yapısının engelli olmayan yaşıtlarına oldukça benzer olduğunu
vurgularken; Down Sendromlu çocukların engelli olmayan çocuklar ile takvim
yaşlarına göre ya da zeka yaşlarına göre eşleştiren bazı araştırmalarda, Down
sendromlu çocukların engelli olmayan çocuklara göre nesneye daha fazla
baktıkları ve keşfetme davranışının daha az olduğu vurgulanmaktadır. (Akt.
Ruskin, Mundy, Kasari ve Sigman, (1994) Erken yıllarda Down Sendromlu çocuklarda
dikkat gelişimini inceleyen araştırmacılar, bu çocukların oyuncaklara bakma ve
keşfetme davranışlarında güçlükleri olduğunu bulmuşlardır. Yaşadıkları bu dikkat
yetersizliği Down Sendromlu çocukların erken sosyal etkileşimlerini ve bağımsız
oyunlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yaşamın ilk bir iki ayında engelli
olmayan çocuklar iletişimin en erken yoluyla, anneleri ile etkileşimde
bulunmakta, yaklaşık 6 ay civarında oyuncaklara olan ilgileri artarken , bu
çocukların anneleri ile olan etkileşimleri yüz yüze olmaktan çıkarak oyuncak
merkezli hale gelmektedir. Down sendromlu çocuklar ise dikkat yetersizliğine
bağlı olarak , yüz yüze ve oyuncak merkezli etkileşimde güçlükler
yaşamaktadırlar. (özenmiş,2000, s.29-30)
Down sendromlu çocuklar fiziksel görüntüleri ve dildeki gecikme ve
yetersizlikten dolayı her ortamda kendilerine oyun arkadaşları bulamayabilirler.
Dikkat eksikliğinden dolayı oyunlardan çok çabuk sıkılıp oyunu bırakabilirler.
Oyunlardaki arkadaş ortamının oluşması için aileler ve eğitimciler çocuklara
rehberlik etmelilerdir.
OTİZM VE OTİSTİK ÇOCUKLAR
OTİZM: Otistik sendrom, değişik edinsel ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak, 3
yaş öncesinde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik
etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipiler ile
karakterize olan bir bozukluktur. (Aydın,2003:18)
Otistik, zihinsel engelli ve engelli olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini
karşılaştıran araştırmalardan biri DeMeyer tarafından 1967 yılında yapılmış ve
yaşları 2 ile 7 arasında değişen 30 otistik ve 30 engelli olmayan çocuğun yaşa
uygun oyun davranışları karşılaştırılmıştır. Bu çalışma sonucunda, engelli
olmayan çocuklar yaşlarına uygun oyun davranışları gösterirken, otistik
çocukların oyunlarının stereotip bir nitrlik gösterdikleri ve oyuncakları
keşfetme ve işlevsel olarak kullanma yerine ağza alma, çevirme ve yere vurma
gibi tekrarlı davranışlar sergiledikleri bulunmuştur. (Akt. Wulff, 1985)
Araştırmaların çoğunda otistik çocuklar zihinsel engelli ve engelli olmayan
çocuklarla zeka yaşına göre eşleştirildiğinde, otistik çocukların serbest oyun
ortamında nesnelerle keşif davranışlarını diğer iki gruba göre daha az
kullandıkları bulunmuştur.
Otistik çocukların sembolik oyun yetersizliklerinin taklit yetersizliklerine
bağlanarak açıklanmaya çalışılmasının yanı sıra, bu çocukların bilişsel,
duygusal ve sosyal işlevlerinin engelli olmayan çocuklarda olduğu gibi bir
bütünlük içinde çalışmadığı vurgulanmaktadır. (özenmiş,2000, s.31-32)
Otistik çocuklar çoğunlukla grup dışında bireysel oyunlar ile zamanını
geçirirler. Bireysel oyunlarında kullandıkları oyuncakları genelde amacına uygun
kullanmayabilirler. (Örneğin oyuncak arabayı ters çevirip tekerlerini döndürmek,
verilen oyuncakları birbirine vurarak ses çıkarttırmak, oyuncağı döndürüp
izlemek gb.) Aynı zamanda bir çok otistik su ile oynamayı sevmektedir. Tercih
ettikleri oyuncaklar renkli, hareket eden, görsellikleri ön planda olan
oyuncaklardır. Hayal gücüne dayanan oyunları hayal güçleri yeterince gelişmediği
için oynayamazlar. Görsel hafızaları iyi olan otistikler yapbozlar ve inşa
gerektiren oyunlara ilgi gösterirler. Taklit etmeye dayalı oyunları oynarken
zorlanırlar. Bazı Otistik çocuklar bilgisayar oyunlarını sevebilirler. Ancak bu
oyunlar çocukta saplantı haline gelebilir ve aile için sıkıntı yaratabilir anne
babaların buna dikkat etmesi gerekir.
GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLAR
Bu çocukların diğer engel gruplarındaki ve gören çocuklara göre oyunlarında
anlamlı bir gecikme olduğu vurgulanmaktadır. Görme engelli çocuklar, özellikle
duyu-motor gelişim ve sembolik oyunda gecikme yaşamaktadırlar. Gören yaşıtları
üst düzey oyun türlerine yönelirken görme engelli çocuklar, oyuncaklar ile ses
çıkaran etkinliklere odaklaşmaktadırlar.
Bugün olumlu şartlar oluşturulduğunda görme engellilerin imkanları ölçüsünde
oyunlara katıldıkları bilinmektedir. Yaşamın ilk yıllarından dokunma duygusunu
geliştirici oyunlar oynanır. Daha sonraki süreçlerde satranç, hafıza oyunları,
üçer kişilik iki takımla içinde zil bulunan bir topla oynanan torball isimli
oyun bunlardan sadece bir kaçıdır. Aynı zamanda hareket gerektiren oyunlar bu
çocukların kaslarının gelişimi için çok önemlidir. Bir çok kez bahsettiğimiz
gibi, aile bireylerinin çocuklarını iyi tanımaları onların ilgi alanlarını iyi
tespit etmeleri bu yönde oyunlar seçmeleri ve bu oyunların oynanması için onları
cesaretlendirmeleri gerekmektedir.
İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR
Sosyal oyun davranışlarına bakıldığında işitme engelli çocukların işiten
çocuklardan daha fazla yalnız oynadıkları, işiten çocukların ise işbirlikçi
oyunu tercih ettikleri ve paralel ya da katılımcı oyun gibi etkileşimin en az
düzeyde kullanılabildiği oyun türlerinde iki grubun farklılaşmadığı bulunmuştur.
Bilişsel oyun davranışlarına bakıldığında ise, işitme engelli çocukların
zamanlarının büyük bir kısmını inşa oyununa harcadıkları, işiten yaşıtlarının
ise zamanlarının büyük bir kısmını işlevsel ve sembolik oyunla geçirdikleri
görülmüştür. (özenmiş,2000, s.33)
İşitme engelli çocuklar bir çok oyuna katılmaktadırlar. İşaret dilini öğrenen
çocuklar büyük oranda toplumsal hayata uyum sağlamaktadırlar. İşitme engelli
çocuklar görselliği ön planda olan oyunları tercih ederler. Yaşıtları ile
oynarken gerekli güven duygusu kazanılmamış ise oyunlarda çekingenlik
gösterebilirler.
BEDENSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR
Bedensel engelliler engellerinin el verdiği ölçüde oyunlara katılırlar. Hareket
engeli olan bebekler çevrelerine ilgi göstermeyebilirler.Bu durumda bebeğin daha
çok uyarılmaya ihtiyacı vardır. Görerek ,dokunarak,işiterek ve tadarak
oynayabileceği oyunlar –oyuncaklar tasarlanabilir.( içinde farklı nesnelerin
olduğu dokunma torbaları,ışıldak, değişik sesler çıkaran ziller, çıngıraklar,
minik ritm araçları,ağza alınabilecek emebileceği ısırabileceği farklı
dokulardaki nesneler vb.) Kaslarının gelişimini destekleyici oyunlarda hareket
engeli olan çocuklar için çok faydalı olabilir(küvette suyla oynanan
oyunlar,oyun hamuru ile oynanan oyunlar,bul taklar,iç içe geçen kovalar vb.)
Çocuğunuz ile oynayacağınız taklit oyunları çocuğunuzun dikkatini artırarak
öğrenmesini hızlandıracaktır. Konuşma problemi olan çocuk ile ayna karşısında
dil, dudak, çene egzersizleri çocuğun konuşma organlarının işlevselliğini
artıracaktır.
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLAR
Hiperaktif çocuklar gerek çok hareketli olmaları gerekse dikkatlerinin çok çabuk
dağılmasından dolayı grup oyunlarına gereken ilgiyi göstermeyebilirler. Grup
oyunlarına çok ilgi göstermeyen Hiperaktif çocuklar ilgisini çeken oyunlara
saatlerini verebilirler. (Örneğin Bilgisayar Oyunları) Daha çok bireysel
oyunları oynayan Hiperaktif çocuklar dikkatleri kolay dağıldığı için sık sık
oyun değiştirirler.
Doğumumuzla birlikte hayatımıza giren oyun ömrümüzün sonuna kadar bize eşlik
eder. Oyun engelli çocukların hayatında da çok önemli bir yere sahiptir. Engelli
çocuklar zor ve karmaşık oyunları oynamaktan çekinirler. Bunun yerine karmaşık
olmayan basit oyunları tercih ederler. Tercih edilen oyun ve oyuncaklar engelli
çocuğun zeka seviyesine, engel durumuna göre farklılık gösterir. Engelli
çocuklar engelinin el verdiği ölçüde oyunlar oynarlar. Engelli çocuklar basit
oyunları tercih ederler bu basit oyunlar oynandıkça kendilerine olan güven
duyguları gelişir. Kendine güvenen çocuk daha karmaşık oyunları aşama aşama
oynamaya başlar. Bu çocukların oyunlarda her zaman olduğu gibi en iyi yardımcısı
aileleridir. Aile çocuğunun kapasitesini bilmeli ve seçilecek
oyunları-oyuncakları bu yönde belirlemelidir. Çocuğunu cesaretlendirmeli
gerektiğinde fiziksel yardım ile destek olmalıdır. Özellikle bazı engel
gruplarında sosyal oyunlar çok önemli olduğu için aileler çocuklarının sosyal
oyunlar oynaması için ortamlar oluşturmalı çocuklarını bu yönde
desteklemelidirler.
OYUNUN ENGELLİ ÇOCUKLARA KAZANDIRDIKLARI
• Dikkatinin ve farkındalığının artmasını sağlar
• El – Göz koordinasyonunun gelişimine katkıda bulunur.
• Birikmiş enerjisini kabul gören bir şekilde atmasını sağlar.
• Kavramları daha kolay öğrenmesini sağlar.
• Özbakım becerilerini daha kolay öğrenir.
• Çocuğun kendine olan güven duygusu gelişir.
• Problem çözmeyi daha kolay öğrenir.
• İlgi ve yetenekleri daha objektif değerlendirilir.
• Oyun hamuru, kil gibi malzemeler kullanılarak yapılan oyunlar çocukların el
kaslarını gelişmesine yardımcı olur.
• Kurallara uymayı öğrenir.
• Oyun ve oyuncaklar sayesinde sorumluluk almayı öğrenir.
• Dil gelişimine katkıda bulunur.
• Daha kolay iletişim kurar, paylaşmayı öğrenir.
• Çocuğun daha az problem davranışlar sergilemesini sağlar.
• Öğrendiklerini pekiştirir.
• Çocuklar oyun yolu ile yansıtamadığı duyguları yansıtarak içsel durumları
hakkında bilgi verirler.
• Eğitime yeni başlayan engelli çocuğun kaygıları oyun ile ortadan
kaldırılabilir.
KAYNAKÇA :
1- AYDIN, Aydan. Otizmde İlk Adım. Birinci Basım. İstanbul: Epilson Yayıncılık,
2003.
2- Dönmez, Necate BAYKOÇ ve diğerleri, okul öncesi dönemde DİL GELİŞİMİ
ETKİNLİKLERİ. 3. Baskı. İstanbul:ya-pa yayın,2000.
3- Güney, NESLİHAN, (2002). OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNA DEVAM EDEN 5-6 YAŞ GRUBU
ÇOCUKLARIN BİLİŞSEL ÜSLUPLARI İLE OYUN DAVRANIŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN
İNCELENMESİ. Yüksek Lisans Tezi.Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Özel Eğitim Ana Bilim Dalı.Ankara
4- Oymak, VEYSEL. Zeka Özürlü Çocukların Yetiştirilmesi.ikinci baskı.Ankara:SABEV
Yayınları,1998.
5- Özenmiş, PINAR. (2000).ZİHİNSEL ENGELLİ OLAN VE OLMAYAN ÇOCUKLARIN NESNE İLE
OYUN DAVRANIŞLARININ KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ. Yüksek Lisans Tezi.
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı.
Ankara.
6- Wing, Lorna . Otizm El rehberi Çeviren: Semra Kunt , Doğan Kitap,2005